Tanıtım
Dağdibi'nde domuz avı. Beş arkadaş çıkıyor. Müslim Çavuş ısrarla gitmek istiyor. Yaralı domuz geliyor, beş silah birden patlıyor. Yerde Müslim yatıyor.
Öykünün başlangıcı
Dağdibi’nin sac bir soba ile ılınmış okuma odasında hiçbirimizin böyle bir fikri yoktu.Müslim Çavuş :— Tam yürüyüş havası! dedi, yeni çifteleri de tecrübe etmiş oluruz?Gece saat ondan sonra başlayan don henüz çözülmek üzere değildi fakat bir tarafı açık dağ kasabalarının yakıcı soğuğundan da eser yoktu. Belki kar ve ağaçlar, her şey ılıktı. Tarlaları birbirinden ayıran çitler üzerinde, buz tutmuş su kenarlarından dışarı kalmış küçük pınarcıklarla bu yarı ılık hava çok iyi hissediliyordu. Müslim'in ısrarına dayanamadık.Yolda beş kişiydik. Ayaklarımızda lastik çizmeler, ceket üstüne giydiğimiz meşin palto, kasketlerimiz ve yanımızda iki köpekle her şeyden konuşuyorduk. Patatesten, pancardan, don ve çarlı suyundan...Çavuş :— Müthiş bir arzu duyuyorum bugün! dedi, eğer bu yürüyüşü siz kabul etmeseydiniz, yalnız başıma ben gidecektim!Karlar ayaklarımızın altında garip bir gıcırtı çıkarıyordu . Sanki temiz bir el hiç ara vermeden bir bardağı ovuyordu. Biz de yavaş yavaş yürüyorduk.Amacımız, Akarca doğrusuna giden şoseden Kısır köyünün arkasına düşmekti. Orada yaban ördeklerini tepenin üzerinde bekleyecektik ya da Taş Kısır’ın alt kısmı, başına göre bir avcı için daha avantajlıydı.Maalesef, içimizden birinin hafif bir sağa kayması, Kısır köyünün bizi üst başına değil alt başına attı. Taş Kısır gölüde hemen oracıkta birkaç dönümlük bir arazi gibi duruyordu. Sazlıktı ve kasabanın kenar semtindeki işsizler yazın onları biçmeye gelirlerdi. Sazlar şimdi büyük kar demetleriyle örtülmüştü. Araları binlerce kanal ile birbirine bağlıydı. Üzerinde ince bir buz yüzeyi onu baştan aşağı kapatmıştı. Adeta donmuş bir lagüne benziyordu .Bununla beraber saz demetleri üzerine birikmiş karları ya dipçikle düşürüp bu garip lagünü geçmek ya da bir saatlik dolaşmayı göze alarak; solda, çit kenarlarından Taş Kısır’a gitmek vardı. Dördümüz bunu tercih ettik. Fakat Müslim Çavuş’un her şeye karşı bugün tuhaf bir ısrarı üzerindeydi :— Bir yaban ördeği için dört saat yol almak! dedi, buradaki sazlar üzerinden pekâlâ avlanırız!— Fakat düştükleri yerden gidip almak?— Öyleyse köpekleri ne diye taşıdık be kardeşim? Bu gavurcuklar o kadar işi de yapamadıktan sonra...Hakikaten tuhaf bir gündü: Kırk sekiz saat devam eden tipiden ve bütün gece süren dondan sonra ağaç ve hayvanların şimdi garip bir uyanışı vardı. Bu uyanış meraklı bir uyanış olmaktan çok belli bir açlık uyanışıydı ya da tabiatı bir “anlama” uyanışı... Bunu özellikle hayvanlarda iyice hissediyorduk. Çünkü her çeşit hayvan adeta dışarı fırlamış gibiydi. Şuurlu ya da şuursuz dolaşıyor fakat tabiatı mutlak surette hissetmeye çalışıyordu . Belki de karlar artık eriyecekti . Bir daha hiç kar yağmayacaktı… Kara toprak ısınmaya başlamıştı .Taş Kısır'a iki saat öte Akarca'dan gelen silah seslerini bu dakika işittik. Müslim iyi ve usta bir avcıydı :— Tuhaf şey! Avcılar domuz sürüyor, dedi. Yaban ördeğinden vazgeçin de cesaretiniz varsa şu yol kenarında bir bekleyelim!Arkadan köpeklerin müthiş sesleri işitiliyordu. Ara sıra bir domuz dolusu patlıyordu. “Vız!” ediyor ve sakin havada garip bir ıslıkla geçip gidiyordu.Müslim'in hakkı varmış. Akarca köylülerinin dolusundan yakayı kurtaran hayvanlar, birden Taşocağı doğrusuna saptılar ve beyaz yığınların arkasından bu kara demetleri iyice gördük. Sonra yavaş yavaş bize doğru yürüdüler: altmış metre, elli, kırk...Müslim :— Hemşeriler, dedi. Tam avcı hattı sırası...İlerledi ve beşimizin ateşi bir oldu :— Vız!İki hayvandan biri aniden yıkıldı. İkincisi küçük ve kara bir dağ gibi ayakta duruyordu :— Müslim? Müslim? Çavuş? Hey. Biri ayakta be?— Vız!Etti, bir dolu daha yürüdü. Fakat boşuna gitti. Hayvan şose doğrusuna düştü :— Müslim Çavuş! Hey? Müslim?Dördümüz bir avcı hattı üzerindeydik. Müslim Çavuş'tan hiçbir ses yoktu. Dördümüzde ileriye doğru fırladık ki, hemen on adım ötede, çavuş cansız yatıyordu.İçimizden biri şunu sordu :— Acaba hangimizin kurşunu! dedi.Dördümüzde birbirimize baktık :— Hangimizin!Birimiz :— Yazık! dedi. Bu domuz avları çok defa böyledir.Ördekler ve diğer yabani hayvanları nakledecek araba, Müslim Çavuş'un cesedini kasabaya götürdü . Fakat ne diyelim : Kader! Bugünkü avı çünkü o istemişti:— Siz çıkmadığınız takdirde, diyordu, ben yalnız başıma yürüyecektim.Dördümüzde aynı şeyi söyledik :— Kader!Dedik. Sonra öğrendik ki yaralı domuz köye girmiş ve okuma odasındaki delikanlılardan biri, yine Müslim'in ikinci çiftesiyle onu vurmuş.
Yazar
Benzer öyküler
Gerilim / Psikolojik Gerilim