Distory
Hazin Bir İntihar Münasebetiyle kapağı

Hazin Bir İntihar Münasebetiyle

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/hazin-bir-intihar-munasebetiyle

Tanıtım

Arkadaşı üstünü gazla ıslatarak intihara kalkışır - hepsi blöf! Aşk için ölen gelin hikayesiyle açılır, blöfle biter. Gönül meselesi mizahı.

Öykünün başlangıcı

Beş, on gün evvel gazeteler, en katı yüreklileri bile müteessir edecek bir intihardan bahsettiler. Şişlide bir matmazel gelin olacağı gün, aynanın karşısına geçerek tellerini, çiçeklerini kendi elleriyle taktıkan sonra nişanlısı diğer odada otururken, tabancayı ağzına sıkarak intihar etmiş. Ne hazin değil mi? Sonrası daha hazin, daha romanesk, daha ağlatıcı. Bî-ruh gelin, o kendi eliyle taktığı teller, pullar, çiçekler al kanlara boyanmış olduğu halde kaldırılıp göz yaşları içinde zifaf karyolasına yatırılmış ve davetliler düğün için getirdikleri çiçekleri, zambaktan ağlayarak bu tabutun üstüne serpmişler. İntihar sebebi meçhul, bir rivayette şöyle, diğer rivayette böyle imiş.. Ne olursa olsun, o sebep dönüp, dolaşıp bir gönül meselesine dayanacak değil mi? Ah bu gönül meselesi! Esasta ne ufak, ne incir çekirdeğini doldurmaz bir meseledir ve ne sudan sebeplerle kabarır, köpürür, parlar; fırtınalar, yangınlar, bin türlü feci ve hazin olayları meydana getiren ve bazen de korkunç şekilde neticelendiğinden korktuğunuz halde gülünç bir surette perde iner.- **Tahminen bundan beş, altı sene evveldi, bir gece yarısı şiddetle evin kapısı çalındı, merak içinde yataktan fırladım, koştum, kapıyı açtım, bir de baktım ki, bir arkadaşım deli gibi gözleri büyümüş, benzi sararmış, simasına acayip ve korkunç bir durgunluk ve şaşkınlık alâmeti gelmiş..- Ne var böyle, bu vakit niye geldin?- Bilmem!.. Şey., seni göreceğim geldi de...- Akşam beraber değil mi idik yahu?- Hangi akşam?- Bu akşam..- Bilmem!- Ne oldu sana, akşam bir şeyin yoktu. Yüzün niye sararmış, niçin öyle hasta gibi duruyorsun, sesindeki bu titreklik, lisanındaki bu kekemelik nedir?- Bilmem., şey..- Esrar mı içtin yoksa?- Hayır!- Ne istiyorsun şimdi?- Azıcık benimle bostana kadar gelir misin?- Sen çıldırdın mı? Bu vakit bostana gidilir mi?Durdu, gözlerini aşağı dikti. Sonra elini cebine sokarak yüz dirhemlik bir şişe çıkardı:- Bu ne bil bakayım?- Rakı mı?- Hayır!- Şarap mı?- Hayır.. gaz!- Gaz mı, ne olacak o?- Kitaplarımı ve evrakımı yakacağım. Şimdi hepsini bu sandığa doldurdum, bostana getirdim!Anlaşıldı dedim, beriki sapıtıyor. Kapıyı çektim, koluna girdim, başladık bostana doğru yürümeye.- Yine galiba seninki ile aranız bozuldu. Halbuki akşam pek iyi olduğunu söylüyordun.- Ben onu artık tanımıyorum, unuttum.- Belli!Bir müddet sessiz yürüdük. Ben ne yapacağımı, bu hale karşı nasıl bir tedbir alacağımı düşünürken o, birden yolun ortasında durdu ve boğuk ve titrek bir sesle:- Ben kendimden korkuyorum!- Niçin?- Galiba deli oluyorum!- Zaten akıllı bir şey değildin ya!- Ama şimdi zihnime fena fena şeyler geliyor.- Ne gibi? Söyle bakayım!- Ben sözde üç senedir uykuda imişim, bu gördüklerim, bu çektiklerim hep rüya imiş gibi geliyor.- Hemen hemen de öyle. Mamafih ben şimdi sana bir tokat atarsam, uyanırsın, aklın başına gelir.Bir müddet daha sessiz yürüdük. Burnuma şiddetli bir gaz kokusu gelmeğe başladı.- Gaz kokuyor, cebindeki döküldü mü, ne oldu?- Ben döktüm, mahsus!- Nereye?- Üstüme!- Sebebi?- Söylesene! Sebebi ne ki, gazı üstüne döküyorsun? Durdu, yalandan yüzüme bakıp derin bir içini çektikten sonra gözlerinden bir iki damla yaş akıtarak biraz geriye çekildi, bir kibrit çaktı, tam ceketin yakasına tutarken atladım, bileğinden yapıştım. İşin geldiği vahim durumdan tüylerim ürpererek “Bekçi!” diye bağırdım. Fakat o bu sefer:- Vazgeçtim dedi, bağırma, onunla benim aramızdaki esrarı kimse duymasın!- Öyle ise gel seni evine götüreyim!Muvafakat etti ve kuzu gibi yürüyerek benimle eve geldi. Bir odada karşı karşıya cigara içmekle sabahı ettik.- **Sabahleyin doğruca ve hızlıca arkadaşımı bu hale getirenin evine gittim. Meseleyi baştan aşağı hatta helecan ve heyecanımdan, biraz da fazla mübalağa ederek anlattım. Beriki şaşırdı, âdeta dili tutuldu, karşımda zangır zangır titremeye ve “Aman bu işe bir çare!” diye ellerime, ayaklarıma sarılmaya başladı. “Çaresi senin elinde” dedim. Hayli düşündü ve birçok fikirler, planlar öne sürdü, nihayet sen dedi, git, onu bana gönder, filan yerde bekliyorum...- **Ertesi gün arkadaşımı gayet mutlu olarak görünce sordum:- Ne yaptınız?- Oldu, bitti.- Ooh, maşallah!. Lakin dün geceki halinden çok korktum.- Ay, sen onlara inandın mı? Onların çoğu yapmacık idi. Hiç kendini gazla yakacak adam gelir de haber verir mi? Baktım ki bu iş inada, iddiaya bindi; ben de sabır ve tahammül kalmadı, son bir blöf daha yapayım dedim. Ve bütün maharetimi sarf ederek dün gece seni aldattım, bittabi sen de o tesir altında onu manyetize ve tedhiş ettin, iş de bu suretle hallolundu, bitti.- Peki, ya, yine muvafakat etmeseydi, ne olacaktı?- Hiç, ne olacak? Benden artık paso, ben **şahımı** bu kadar severim! deyip işi alaya vuracaktım...Gönül meselelerinde, bu kadar usta, mükemmel tatbik edilen blöflerin yalancı pehlivanları, Şişli’deki matmazel gibi muhabbet meydanlarının fedakâr kahramanlarına dua etsinler!Defi bu zavallılar çalıyor, parsayı onlar topluyor.

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/hazin-bir-intihar-munasebetiyle

Yazar

Osman Cemal Kaygılı
Osman Cemal KaygılıYazar · 9 eser · distory.co/yazar/osmancemalkaygili
Sayfası

Benzer öyküler

Komedi / Mizah

Keşfedebileceğin yazarlar

Hazin Bir İntihar Münasebetiyle kapağı
Hazin Bir İntihar MünasebetiyleOsman Cemal Kaygılı · 6 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/hazin-bir-intihar-munasebetiyle