Distory
Mantık Kuvveti kapağı

Mantık Kuvveti

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/mantik-kuvveti

Tanıtım

Mantığa aşırı güvenen bir hoca, 'habisi hubsile izale' prensibiyle kendini bokla tedavi eder ve ölür. Bilgiçliğin acımasız hicvi!

Öykünün başlangıcı

Tai Efendi'yi mahallede herkes tanır. Cumbalarında oturan eski kadınlar, yirmisinden sonra göbek salıveren bu adamı Çaçaron Hoca diye anar, mahalle kahvesi halkı onu yaman bir adam hissiyle karşılar, medresedeki talebeler "İkinci Farabi” derlerdi. Onun yürüyüşünde, duruşunda ve bakışında; cübbesinin, sakalının, bıyığının oynayışında bir şey vardı ki kim görse derhal onda mantıkçı bir ruh sezerdi. Mantık, elinde bir âşık sazı gibiydi. Kimi görse onun önünde sazını çıkarır, birkaç hava çalardı.Dul kadınlar "mihir" işlerindeki tuhaflıklarını, mahallenin ihtiyarları uzun nihayetsiz laflarını hep bu mantığı yüzünden dinlerdi. Hele son muhtar seçiminde ayaklarının ucuna kalkarak, uçacak gibi cübbesini topladıktan sonra; altmış dört kıyasi birden yapmış, altmış dört suğradan, bir o kadarda kübradan netice alarak arkadaşlarını mahallenin mevki-i iktidarına getirmişti. Bu başarısı üzerine o günden itibaren kulüp tarafından kendisine "Mücahit Hoca” unvanı da verildi.Onu bu uğraşmasında görmeliydiniz…Caminin arkasında musluk taşı üstünde kavuğu başında titreye titreye anlatıyordu. Tai Molla yalnız bu kadarcık, sarığı kadar birkaç arşınlık maceranın adamı değildi. Onun ilimle, irfanla alakası her şeyin üstünde idi. Onun en son eseri "Mizanü’l-Akıl Fi Suretü’n-Nakil" adındaki kitabı idi. Bu eser, Darülhikme'de birinciliği kazanmış, şöhreti; fesli, şapkalı, sarıklı alimlerle Darülfünun (üniversite) talebeleri arasında bile yayılmıştı. Kırkından sonra Tahir Nadi Efendi'den Fransızca da aldı. Kârlı olsun diye Farisiden Fransızcaya, Fransızcadan Türkçeye tercüme ile işe başladı.Ruhiyattaki kudretinden bahs oldukça "Ondan da nasibimiz..." derdi. Pol Jane'yi hayli severdi. Kravatlılardan biri ile tartışmaya girişince işi kısa kesmek istiyorsa:"Azizim, buna Frenkçe 'apriyori' derler. Buna inanmamak olmaz, siz ki Frenk ilmine, irfanına kanisiniz; buna inanırsanız ne âlâ.”Söz nihayetsiz bir dehliz haline girerse sol eliyle bıyığını, sakalını hafifçe okşayarak "Minkıbelürrahman böyledir. Velhasıl ‘Allah'ın emri.’" der, keserdi.İaşe zamanında üç senede yaptırdığı evleri hep bu mantığa medyundu.Bazı bazı karısına övünürken "Şu mantık yok mu?.. O bende bulundukça alimallah dünyayı birbirine katarım." derdi.Tai Molla hastalandı. Hoca neye uğradığını anlayamamıştı. Bu dert İspanyol'a benzemiyordu. Hoca bütün vücuduna ısırgan tohumu serpilmiş gibi kaşınıyor, babasından miras kalan uzun saplı arka kaşağısı ile kaşınıyor; fakat bu tatlı ve devamlı kaşıntı ihtiyacını defedemiyordu.Karısı, "Efendi, bir doktora göster." dedikçe gözlerini açıyor, âdeta bütün acılarını, kaşıntılarını unutuyor."Doktor mu? Ancak buna çare Şerhulcuzur'da vardır. Gafiller onu ne bilir?" diye susturuyordu. Sabahlara kadar yatak içinde çırpınan Tai Molla nihayet karar verdi ve bunu birkaç gün tekrar etti.Karısını aşağı gönderip her zaman akşamları yemek yedikten sonra, haşarılık istidadı gösteren merkebine asude bir istirahat ve uyku veren kaşağısını getirtti. Soyundu, bir saat kadar arkasını kaşağılattırdı. Bunu epey zaman tekrar ettirdi. Kaynanası içinden, "Bizim damat gittikçe eşeğine ortak kesiliyor. Ötesinden Allah saklasın!” diyordu. Tai Molla'nın gün geçtikçe kaşıntısı artarak vücudu fena bir hal alıyordu. Fakat o her şeye rağmen mantığa inanıyordu. Bir sabah ilahi bir rüya görmüş gibi idi. Karısına şen bir eda ile; "Yahu!" dedi. "Habisi hubsile izale bir kaide-i asliye, bir kazıyye-i muhkemedir."Hoca'nın yalnız gözleri ve dudakları, birazda sakalının ucu meydanda kalıyordu. Karısı devayı küçük badana fırçasıyla hocanın bütün vücuduna sıvıyordu. Sonra çare, mantığın son ilacı buydu. Hoca vücudunu iyice sardıktan sonra üstüne samur kürkünü giydi. Sokağa çıktı. Tam on günden beri dışarı çıkmamıştı. İlk işi eczanenin karşısındaki mahalle kahvesine oturmak oldu.Hepsi orada idi. Kapıyı açtığı zaman Çivi Hüsnü, Balta İbrahim, Kurt Zülfikar, Bakkal Şerif, Yorgan Beşir, Tellal Abbas Efendi ayağa kalktılar... Her bir ağızdan: "Geçmiş olsun hocam, geçmiş olsun!” diye keyif sordular. Hoca biraz solgun cevap verdi:"Efendim, vücutça bir fesat târî oldu... Fesadın refi için müfsidin de ifsadı elzemdir. Bunun için epey bir devre-i nekahet geçirdim."Kahvelerini içtiler, Hoca neşeli neşeli anlatırken birdenbire tatlı kaşınmalar başladı. Çerçevenin kenarı büyük bir kaşağı gibi dik bir surette hocayı kaşağılıyordu…Zaten kahve, nefesten, sobadan çok ısınmıştı. Tai Molla kaşıntıdan buram buram ecel terleri dökmeye başladı. Laf devam ettikçe herkes yavaş yavaş yüzlerini buruşturmaya başlıyordu. Mendiller birer ikişer burunlara yanaştı. Kapıyı açtılar, soğuk girdi fakat koku çıkmadı. Oturanların en zekisi Baltabaş İbrahim Efendi, hocaya "Mollam" dedi. "İlacın ne?"Tai Molla, mantığa demirden bir saya dayanmış, bağırdı:"Habisi hubsile izale ettim."Bu kuvvetli mantık karşısında kim ne yapabilirdi? Oysa bazıları bunu bir uzvi ilaç zannettiler, hocanın habis denilen hastalığa yakalandığını birbirlerine söylediler. Ama hoca gözlerde yine şüphe belirtilerini görünce sözünü teyide lüzum gördü: "Hipokrat hekimin mualecelerindendir. Renkte, kokuda, taamda fena olan ilaçlarla gene taamda, kokuda en fena olan hastalıklar tedavi edilir. Habisin hubsiyle izalesi kaziyesi de buradan neşet etmiştir. Cahiller bunu ne bilir?"Birkaç gün sonra ecel geldi, hoca Rahman’ın rahmetine kavuştu. Bütün mahalle matem tuttu. İmamdan maadası yine aynı kahvede toplanıyorlardı.Bir gün yine hocanın fazileti, ilmi, iktidarı, hele mantıktaki kudreti görüşülüyordu. Biraz yüksek sesle devam eden bu methiyeyi işiten genç bir külhanbeyi önündeki tavla masasına kuvvetli bir yumruk savurduktan sonra konuşanlara döndü; "İmanım!" dedi. "Hoca Efendi her şeyi mantığa vurdu, kendini de torbaya koydu... Yaşasın cehaletimiz!"Zülfikar Efendi bu sözleri yaşlı gözleriyle dinledi. Yanındakilere; "Zamane” dedi. "Artık çocuklar da mantığa karışıyor..."

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/mantik-kuvveti

Yazar

Sadri Ertem
Sadri ErtemYazar · 4 eser · distory.co/yazar/sadriertem
Sayfası

Benzer öyküler

Komedi / Mizah

Keşfedebileceğin yazarlar

Mantık Kuvveti kapağı
Mantık KuvvetiSadri Ertem · 8 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/mantik-kuvveti