Distory
Tıpkı Buradaki Gibi kapağı

Tıpkı Buradaki Gibi

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/tipki-buradaki-gibi

Tanıtım

Amerika'ya giden gemide dev balina beliriyo yolcuları yutuyor. Napolide balının karnını yarınca Yahudiler içerde dükkan açmış! "Tıpkı Balıkpazarı gibi."

Öykünün başlangıcı

Bin Üç Yüz Yirmi Sekiz sene-i Rumiyesinin ilkbaharında Galata rıhtımından Amerika’ya müteveccihen hareket eden İtalyan bandıralı “Binya Mino” isimli büyük bir posta vapurunun güvertesi tıpkı Yeni Cami avlusuna dönmüştü.Altın madenlerinde çalışarak para kazanacağız diye Harputlu, Erzincanlı, Türk, Kürt ve Ermeniler ve birçok Arnavutlarla beraber Balat’tan, Fener’den, Hasköy’den, Tatavla’dan birçok asker kaçakları bu vapura dolmuşlardı.Vapur, Saraybunu’nu dönerken geniş ve serin güvertede yer yer kurulan rakı sofralarının etrafında Türkler kaval, Kürtler davul zuma çalarak oynuyorlar, Yahudiler ise ellerinde destelerle kalem, kâğıt, defter, kibrit, kutu balığı, mum gibi şeylerle sofralar arasında:- Haniya üç kutu bir çeyrek.. Her yerde lazım olur zımbalı defter!diye bağırarak dolaşıyorlardı.---Binya Mino, ertesi sabah gün doğarken Çanakkale’den geçip Akdeniz’e dahil olmuş ve beş altı saat kadar yeni ütülenmiş çivitli bir yatak çarşafı andıran Akdeniz’in üzerinde kayarak bir hayli yol almıştı.Mayıs ayının öğle güneşi, tam geminin üzerine gelip gözleri kamaştırırken birdenbire şiddetli bir gürültü ile koca gemi sallandı. Ve ani bir süratle sola doğru yatmaya başladı. Herkes telaşla yukarı doğru koşuyor, tayfalar sandalların iplerini kesiyor, kaptan mütemadiyen makine dairesine şiddetli emirler veriyordu. En ziyade bağırıp çağıran ve herkesi şaşırtan Yahudilerdi. Hele bir tanesi, kaptan köprüsüne çıkmış, ellerini açmış bağırıyordu:- Ah!., kaptan baba, yözünü seveyim, şaka etme! Ben ömrümde deniz hamamına bile yirmemişim.. Sudan çok korkarım!Bu esnada ikinci hafif bir çarpışma, tekrar gemiyi sarstıktan sonra sancak tarafından torpil patlamış gibi köpüklü bir su sütunu yükseldi ve ardından koca bir ada büyüklüğünde müthiş, korkunç bir balina balığı, baş omurgaya doğru yaklaşarak ağzını açtı. Güverteyi dolduran yolcular, korkularından birbirlerini çiğneyerek kamaralara hücum ettiler; yalnız bulut gibi sarhoş olduğu halinden anlaşılan Mitroviçalı bir Arnavut, belinden tabancasını çekip hayvanın üzerine iki el ateş ederek şöyle söylendi;- Bire herkesin rahatını bozmak için, çim cönderdi buraya baş belası!Kaptan köprüsünde tir tir titremekte olan Yahudi bağırdı:- Yapma be hemşehrim!.. Kızdırma hayvanı.. Şimdi hepimizi yutar! Kurşun atacağına, bir okka ekmek at, belki hoşuna yider!Yahudi’nin bu teklifini herkes muvafık buldu. Ve her yolcu, hayvanın ağzına bir parça yiyecek atmağa başladı. Lâkin koca bir adayı andıran hayvanı doyurmak bir türlü mümkün olamıyordu. Bir saat içinde yiyecek namına ne varsa hepsi bitti, çuvalla atılan fasulye, pirinç gibi gıdaları, hayvan çenesini bile oynatmadan yutuyor ve daha isterim! der gibi başını sallayarak, dişlerini gıcırdatıyordu. Sıra artık eşyaya, manifatura, yük, pamuk denklerine, çamaşır sandıklarına geldi. Lâkin, yarım saat sonra bunlar da bitti, gemide atılacak hiçbir şey kalmadı. Hayvan birkaç dakika kadar bekledikten sonra baktı artık ağzına bir şey atılmıyor, kızdı, yeniden gemiyi şiddetle sarstı. O zaman kaptan bütün müşterilerin birden mahvolmaması için tayfalarla bilmüzakere bir limana iltica edinceye kadar yolcuların birer ikişer ejderhanın ağzına atılmasına karar verdi ve evvela güverteden başladı.Şimdi Yahudiler, salhaneye girmiş koyunlar gibi bir köşeye büzülmüş birbirlerine yapışmış ve hep birden yüzlerini elleriyle kapamışlardı. Artık geminin iriyarı acar tayfaları ellerine geçeni yakalayıp hayvanın ağzına fırlatıyorlardı. İtalyan limanlarından birine girinceye kadar yaklaşık yüz elli kişi feda etmek lazımdı.---Akşam güneş batarken, güverte yolcularından ancak bir iki kişi kaldığı halde “Binya Mino” vapuru, ejderha ile beraber Napoli Limam’na girdi. Kaptan derhal bir işaretle liman dairesini tehlikeden haberdar etti. Bahriye kumandanlığının süratle gönderdiği bir torpido, sekiz buçukluk toplarıyla ejderhaya ateş etti ve beşinci gülleden sonra hayvan, suyun üzerine cansız yıkıldı.Faciayı duyan binlerce halk, rıhtıma doluştu. Ellerinde koca baltalarla gelen bir bölük bahriye efradı, derhal sahilde bir dağ parçası gibi yatan balinaya yanaştılar ve tam yarım saat uğraştıktan sonra bir de karnım yardılar ki içerisi tıpkı bizim Balık Pazarı gibi.. Sandıklar, sepetler, küfeler, işportalar ve bir sürü insan, fakat herkes meyus ve durgun.. Yalnız Yahudiler faaliyette.. Kimisi ellerinde defterler, kâğıtlar, kibritler olduğu halde:“Haniya, uç tane bir çeyrek, çalan vermez!” diye dolaşıyor. Kimi de sandıkları, sepetleri yan yana koyup küçük bir salaş yapmış ve içine bir alay hırdavat doldurmuş, kapıda bağırıyordu:- Top atan tüccarın mağazası burasıdır ağalar.. Başka yere yitmeyiniz, ne ararsanız burada var!...

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/tipki-buradaki-gibi

Yazar

Osman Cemal Kaygılı
Osman Cemal KaygılıYazar · 9 eser · distory.co/yazar/osmancemalkaygili
Sayfası

Keşfedebileceğin yazarlar

Tıpkı Buradaki Gibi kapağı
Tıpkı Buradaki GibiOsman Cemal Kaygılı · 7 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/tipki-buradaki-gibi