Distory
Çuval B2 kapağı

Çuval B2

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b2

Tanıtım

Çuval B2

Öykünün başlangıcı

Menekşe Sokak’ı sora sora bulduk. Babama kalsa hiç sormadan onun hisleri bizi nereye çekiyorsa oraya doğru yürür, zaman zaman hedeften uzaklaşır, iyice yorulup bunaldıktan sonra Hasan amcayı arar, gelir bizi almasını isterdik ama bu kez işler babama bırakılmıyordu, annem yönetimi almıştı. Babamı sadece İstanbul’da ev bakmaya ikna etmek yetmiyordu çünkü, babamın ikna olmuş gibi gözükürken alttan alta sürekli köstek olacağını bilen annem bu İstanbul macerasında babamın hiçbir şeye karışmayacağının sözünü aldı önce. Gerekli bütün sözleri veren babamda gereksiz bir gerginlik görmeyi bekliyordum, oysa o tam tersi yıllardır bizi sırtında taşımaktan yorulmuş da şimdi annemin yönetiminde keyif çatacakmış gibi davranıyordu. “Trenle gideriz değil mi?” diyordu annem “Siz bilirsiniz,” diye yanıtlıyordu, “ana-kız siz söyleyin, ben tamamım.”. “Cuma çıksak mı yola?”, “Gününe, saatine karar verin, biletleri ben alırım.”. Sonra uzaklara bakıyordu, hafif müstehzi, çocuk kandırır bir edayla. Çuvallayacağımızdan neredeyse emindi. Anlamadığım şey, bu işin olmasını mı istiyordu yoksa bizim hayallerimizin sonundaki duvara toslamamızı mı?Menekşe Sokak’ın adından başka bir güzelliği olmadığını düşündüm ilk bakışta; tek arabanın geçeceği genişlikteki asfalt yolu çukurlarla dolu, binaların bir zamanlar bej olduğunu düşündüğüm badanası is karasına dönmüş. Balkonlarda irili ufaklı, bize görünmeyen tanrılarına tapınır gibi yüzünü hep aynı yöne dönmüş çanak antenler. Rüzgârın köşe bucak saklar gibi yaptığı, sonra tekrar ortaya saçtığı çer çöp... Sokağın bittiği noktada büyük bir çöp konteynırı var; bir delikanlı sarkmıştı içine, yarı beline kadar. Yanında bekleyen köpek, menekşe sokağın yasaklısıydı belki. Çocukların attığı taşlarla çizilmiş sınırları vardı; aşmaz, oralarda dolanır biraz, sonra yoluna gider.Önce sokağı sonra Hasan amcaların evini bulduk. Hasan amca ile babamın arasında bana karışık gelen bir akrabalık bağı vardı. Onun da ötesinde köyde yazları hayvanın başını beklerken kurdukları hayaller, birlikte sessizce yıldızları seyrettikleri geceler, babamın zaman zaman yadetmeyi sevdiği hatıralarındandı. Hasan amca ortaokuldan sonra okumamış, ilçede babasının dükkânında çekirdekten yetişmiş, işleri büyütmüş. Babası ölünce, daha da büyümesine kalın sınırlar çizerek engel olan ilçeden ayrılıp İstanbul’a gelmiş. Gördüğüm ilk andan beri İstanbul’da olduğuna inanmakta zorluk çektiğim Menekşe Sokak’ta bir bakkal dükkânı var ve dükkânın hemen üst katında oturduğu ev de kendisinin. Bunları sıradan şeyler gibi anlattı o ilk akşam. İstanbul’da ev almanın olmazlığını kırmıştı sözleri, ama onun İstanbul’u ile benim hayalimdeki arasında dağlar kadar fark vardı.Hasan amca ve eşinin iletişim dili bayağı yüksek sesli, kavga ediyorlar izlenimi uyandıracak denli hırçındı. Annemle babamdan alışık olmadığım bu tonu yadırgadığımı, kaygıyla izlediğimi fark eden Süheyla teyze, bunun gerçek bir çatışma olmadığını anlatmak ister gibi tam o konuşmaların ortasında bana göz kırpıp gülümsedi birkaç kez. Bu misafirlikten çok memnun olduğunu hissettirmek için çırpındı durdu kadıncağız.O gece “yol yorgunusunuz” dediler ve erkenden çekildiler odalarına. Salondaki çekyatta anneme sokuldum iyice, içime çöken yabancılık hissi büyüktü. Bir akrabaya ziyarete gelmiştik, birkaç gün sonra dönecektik, büyütecek ne var diyordum kendime. Öte yandan hayallerimin şehrindeydim ve bir hayale bu kadar yakın olmak büyük bir hayal kırıklığı ihtimalini de yanında getiriyordu. Tren İzmit’te denizin kenarından giderken cam kenarında oturuyordum, annem de yanımdaydı. Başımı omzuna yaslamıştım. İçime çöken garip hüznü onun da hissettiğine emindim. Denizin de halleri vardı ve sanki o an bize kendisinin ne kadar büyük, bizim ne kadar küçük olduğumuzu hatırlatan bir haldeydi. Şimdi salondaki çekyatta annemle ikimiz birbirimizi rahatsız etmemek için kıpırdamıyor, yine de diğerinin de uyumadığını biliyor ve kendimizi bir parçası kılmaya çalıştığımız bu dünyaya ait olamamaktan korkuyorduk.Yer yatağında yatan babam derin bir nefes alarak kıpırdandı yerinde. Düşüncelerimi kendine çevirdi bir anda, onun da umutları, kaygıları, hayalleri olduğunu düşündüm. Her zaman sadece alıştığı düzeni sürdürmeye çalıştığını düşünür, kendi rutini içinde rahat etmeyi seçtiği için kızardım babama. Bu akşam Hasan amcanın babama söylediklerine kulak kesildim, derinimdeki bir tele vurdu mızrabı, ben tam ne olduğunu anlamaya çalışırken laf değişti, önüme çay geldi, bana bir şey soruldu galiba. Gecenin sessizliğinde babama dair düşünmeye çağırdı beni akşam yarım kalan o an.Babam hep “Benim kafam ticarete basmaz.” derdi, memur adamım ben. Ben de yıllardır ses tonunda kendini olduğundan küçük göstermeye çalışan tınıya kanmış, babamın “memur adam” oluşunu katlanılması gereken bir kusur gibi görmüştüm. Bu akşam Hasan amcanın “Sana da helal olsun, okudun öğretmen oldun.” deyişindeki hayranlık dikkatimi çekti oysa babam, “Eee, napalım, babamızın dükkânı yoktu.” diye konuyu saptırmaya çalıştı. Hasan amcayla aralarındaki samimiyet bu şakaya birlikte tebessüm etmelerini sağladı ama Hasan amca ısrarlıydı, “Öyle deme, hadi ben neyse de herkesin babasının dükkânı mı vardı? Aha gidip fabrikaya attılar kapağı. En fazla meslek lisesi okuyanlar oldu. Sen öyle mi? O zamanlar, kendi başına gidip koca şehirde okumak kolay mı? Hem daha o yaşlarda, biz en fazla köyden bozma ilçeye kadar gitmişken sen taaa nerelerde okuycam diye… valla helal olsun.”. Devamını dinleyemedim ama babamın konuyu değiştirdiğini sanıyorum. Çok iyi bildiğim bir hikâyeydi babamın okuyup öğretmen olması. Oysa bu akşam bambaşka bir hâle büründü, babamın tevazu gösterip geçiştirdiği detaylar aslında zor olanı başarmış bir adamın hikâyesini oluşturuyordu. İstanbul’daki o ilk gecemizde bunları düşünerek, hem kaygılı ama aynı zamanda tuhaf bir huzurla daldım uykuya. Ertesi gün ev arama maceramız başlayacaktı.

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b2

Yazar

Evşen Yıldız
Evşen YıldızYazar · 8 eser · distory.co/yazar/evsenyildiz
Sayfası

Benzer öyküler

Dram / Duygusal

Keşfedebileceğin yazarlar

Çuval B2 kapağı
Çuval B2Evşen Yıldız · 7 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b2