Distory
Çuval B1 kapağı

Çuval B1

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b1

Tanıtım

Çuval Bölüm 1

Öykünün başlangıcı

"O adamı ben öldürmedim." dedi. "Şşşşş" işaret parmağını dudaklarına değirdi. Feribotun uğultusu bütün sesleri bastırdığı için yüksek sesle fısıldıyor, ben ondan daha yüksek sesli kahkahalar patlatıyordum. Kimsenin bizi duymasına imkân yoktu, herkes içerideydi. Hava soğuk, deniz dalgalıydı; yüzümüze çarpan damlalar yağmurdan mı denizden mi anlamıyorduk. O istediği için dışarıda duruyorduk. İsterse içeri girerdik, gözünün içine bakıyordum. Bazen böyle değişiriz rolleri; o çocuk olur, ben anne. O poyraz olur, ben kuytu. İkimiz de deli olmuştuk, o bir hikâye uydurarak ben kahkahalar atarak yatıştırmaya çalışıyorduk.Sabah evden çıkarken güzel bir bahar havası vardı, öğlene doğru sıcaklık iyice arttı. İncecik ceketlerimiz fazla geldi. Bu havanın sonu yağmur dedi, hayatında sonu yağmurlu fırtınalı biten bütün çabalarını özetler gibi. Babanla konuştuk, dedi. İki gün daha izin koparmış babamdan, sonra dönmek zorundayız. Annemin babamdan “izin” alması beni öyle çok öfkelendiriyordu ki sessizce izlemek zorunda kaldığım pek çok saçmalıktan biri olan bu meseleyi de ardımda bırakarak unutmak, yok saymak için zaman daha hızlı geçsin istiyordum. Ben güçlenecektim, annemin kuytusu olacaktım istediği zaman gelip sığınacağı, gelirken de giderken de izin almak zorunda kalmayacağı. Şimdilik on altı yaşın deli öfkesini bastırmaya çalışmaktan başka çarem yoktu.İki gün sonra Kütahya’ya dönmek zorundaydık. Bu iki gün içinde ev bulamazsak annem, babamın söylediklerini yutmak, kendi söyleyemediklerini yutkunmak zorundaydı. Ben bildim bileli para biriktirir annem, eline iki kuruş geçse altına çevirir, anneannem ölünce satılan evden kendi payına düşenin üstüne ekler. Ben bildim bileli deniz kenarında yaşamak ister bir de. Genç kızken yazları İzmir’e, abisinin yanına gidermiş. Hiç görmediğim için dayı demeye dilimin varmadığı abisi hemen her gün Kordon’a gezmeye götürürmüş onu. “İlk gördüğümde âşık olmuştum denize.” diye anlatırdı annem, “Yürüyoruz deniz kenarında, etrafta ne çok insan var; baktım şöyle bir, ne kadar şanslı olduklarının farkındalar mı diye. Sonra kendi halime baktım, bunca zamandır hayatımda bir boşluk varmış da bu koca su, deniz olup da doldurana kadar fark etmemişim. Dünyanın, benim gördüğümden çok daha büyük olduğunu bilirdim de bu beni hiç heyecanlandırmazdı. Şimdi, dünyayı dolaşan suya bakıyorum işte, dedim kendime. Hem o denizden bir damla gibi küçücük hissettim kendimi, hem o denizin tamamı gibi dünyayı dolaştım sanki.”Annem denizi anlattıkça ben de hayallere dalardım; havaya yayılıp da burnu yavaş yavaş okşayan iyot kokusunu tanımayan zihnim, hayallerimin zeminine televizyonda gördüğüm İstanbul manzaralarını yerleştirirdi. Ben annemin boğaz manzaralı balkonu olurdum, annemin sesi usul usul vururdu kıyıda. Biz böyle konuştukça büyüdü hayaller, zamanla daha gerçekçi zeminlere oturmaya başladı. Babam emekli olunca onun ikramiyesiyle annemin biriktirdiklerini birleştirip İstanbul’dan bir ev alma planı yapmaya başladık. En fazla iki yıl sonra, ben üniversite için İstanbul’a gidecektim nasılsa. Böyle böyle inandık hayallerimize.Babamın emekliliği yaklaştıkça annemi bir telaş sardı. Biz babamdan izinsiz sokak kapısından dışarı adım atamıyorduk ama bize kaplan kesilen adam, arkadaşları söz konusu oldu mu hayır demeyi bilmeyen bir yufka yürekliye dönüşüyordu. Babam ağzına alkol sürmezdi ama içmeye giden arkadaşları onu davet ettiklerinde itiraz edemediği için onların şoförlüğünü yaptığı olurdu zaman zaman. Ödünç verip geri almadığı eşyaları bilirdik de geri ödenmeyen borçları sadece tahmin ederdik. Bir keresinde arkadaşı için kredi çektiğini tesadüfen öğrenen annem sinirden üç gün çıkaramamıştı başına bağladığı çaputu. Annem, emekli ikramiyesi de “bir yerden gelecek büyük param var, üç aya kalmaz geri öderim” diyen bir kurnaz marifetiyle uçup gitmesin diye günler öncesinden ikna etmek istedi babamı, yavaş yavaş anlattı planlarımızı.Babam, ayın karanlık yüzünü görenlerden. Tastamam bir ay durur gökyüzünde, babama göstersek “Bulut önüne gerilir.” der. O böyle deyince, açık havada bile, bulut gelip önüne gerilmez mi bir de, susmaktan başka çare bırakmaz bize. Yine aynısını yaptı, annemin boş bir hayalin peşinde koştuğunu düşündü daha duyar duymaz, “Olmaz o iş!” dedi. Annem sabırla, her gün açtı konuyu. İzin almanın dilini çözmüş gibiydi; çok da önemsemiyormuş gibi görünüyordu bir gün, sanki sırf olmayacağını görmek için gidip ev arayalım, der gibiydi. Ertesi gün ağlamaklı ve mutsuz dolaşıyordu saatlerce. Bir başka gün beni öne sürüyordu, İstanbul’da okumayı kafasına koymuş, gidelim başında duralım, sahip çıkalım kızımıza diyordu. Ben günlere yayılmış bu çetin mücadeleyi kaygıyla izliyor, annemin kaybedeceğini düşünüyordum. “Sen o paraya İstanbul’da ev bul, taşınmazsam adam değilim.” dediğinde en çok ben şaşırdım sanırım. En çok da annem korktu. Şimdiden sonra o, babam tarafından başarısızlığı kollanan bir yerdeydi.

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b1

Yazar

Evşen Yıldız
Evşen YıldızYazar · 8 eser · distory.co/yazar/evsenyildiz
Sayfası

Benzer öyküler

Dram / Duygusal

Keşfedebileceğin yazarlar

Çuval B1 kapağı
Çuval B1Evşen Yıldız · 6 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/cuval-b1