Distory
Gençlik kapağı

Gençlik

Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/genclik

Tanıtım

Bir yaz günü, evin sakinleri farklı yönlere dağılırken, evlilik ve beklenmedik duygular arasında gidip gelen Hayriye'nin hikayesi başlar. Kocası uyuya kalmışken, içsel çatışmalar ve aşkın karmaşası ortaya çıkar. Bu edebi eser, ilişkilerin derinliklerine inerek merak uyandıran bir yolculuğa davet ediyor.

Öykünün başlangıcı

Sıcak yaz günü, evde kim varsa, küçük büyük, çoluk çocuk toplandılar, öğle yemeğini yediler, sonra da her biri bir yana çekildiler. Şehre inecekler, giyindiler, gittiler. İrfan Bey'le Mükerrem futbol maçına gideceklermiş, savuştular. Büyük Hanım'ın sözüne bakılırsa, bu son günlerde öğle yemeklerini yedikten sonra büyük efendi Kerim Beylere kaçıyor, orada kanape üstünde uyuklayıp uykusunu alıyor, gece erken yatıp uyuyanlara da kızıyor, söyleniyormuş. Büyük Hanım, olduğu bir günden beri öğle uykusunu sevmezmiş; ama gece erken yatıp kocasının çenesini açtırmamak için şimdi öğle yemeklerinden sonra biraz kestiriyormuş!— Gel Kevser, şu koltuğu gölgeye çek! Nerede yastıklarım, getir!Büyük Hanım da uyuklamak için yerini, sonra da kendisini hazırladı.İstanbul'un, Erenköy'le Göztepe arasında, birkaç yıldır bakımsız kalmış, yollarını ot basmış, camları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşkünü derin bir sessizlik kapladı.Hayriye Hanım, bu evin ortanca kızı, daha kız sanılacak kadar taze görünen güzel bir kadın, bir buçuk yıldır evli ise de kocası ilkin fakülteyi, sonra da askerliğini bitirip eve yeni geldiğinden ancak bir buçuk aylık evli bir hanım, yemek odasının yanındaki ufak odada kocası ile kendisinin gömleklerini ütülüyordu.İpek gömleğin kolunu çekip açıyor, düzeltiyor; masanın üstüne seriyor, ütüyü deniyor, sonra sürüyor. Yakasını yahut göğsünü açıp ütülüyor, devşiriyor; o bitince bir başkasını alıyor. Bu arada "perdelerin tüllerini de çıkarıp yıkatmalı" diye düşünüyor, sonra bu takım düşünceler arasında dün sütçüye verilen paranın üstü eksik geldiğini de hatırlıyor, daha sonra İstanbul'a inip hem kendine hem de hizmetçisine ayakkabı almayı aklından geçiriyor. Bir gömleği bitirip yenisine geçerken sol kaşının ucunu yavaşça kaşıyor, sanki bu güzel kaşı okşuyordu.Bu ütü işi belki bir saat sürdü. Hepsi bitince ütülediklerini sıralamaya başladı. Kocasının gömleklerini üst üste kor iken kendi iç yeleği eline geçti. Bu yeleği erkek gömlekleri arasına koymak istemiyormuş gibi durdu. Sonra yüzünde ince bir pembelik, dudaklarında bir gülümseme ile bu yeleği kocasının iki gömleğinin arasına soktu. Sonra da kocasını hatırlayıp:"0 nerede?" diye düşündü. "Nasıl oldu da nereye savuştuğunu göremedim?" diye kendi kendine şaştı. "Adamın dalgın bulunup kocasını da unuttuğu oluyormuş!.."Evdekileri birer birer göz önünden geçirdi. Kimler köşkte, kimler çıktılar, biliyordu. Kocası dışarı çıkacak değildi:"Sakın Beybaba ile gitmiş olmasın?.."Çamaşırları odasına bırakıp kocasını aramak istedi. Ütülediklerini iki kolunun üstüne alıp odasına çıktı. Kapıdan girdi, dolaba doğru gidecekti, orada, kanapenin üstüne yatmış, uyuya kalmış olan kocasını gördü. Beklemediği için irkildi, sanki odada bir yabancı erkek görmüş gibi durdu. Sonra yaklaşıp kocasının uyuyuşuna baktı. Gülümsedi."Dolabı açsam, belki uyanır," diye düşünerek gömlekleri piyanonun üstüne bıraktı. Ayaklarının ucuna basarak kocasına doğru gitti.Kumral bir delikanlı, tenis kılığına benzer bir kılıkta kanapenin üstüne uzanmış, derin derin uyuyordu. Hayriye, başkalarını çağırıp onun uyuyuşunu göstermek isteğini duydu."Ne kadar da rahatsız yatıyor!" diye düşündü. Oradaki sandalyenin ucuna ilişti. Yakından bakınca delikanlının gözlerinin altında ufak ufak ter damlacıkları görünüyordu."Ne kadar da rahatsız yatıyor, başını kaldırıp bir yastık koysam! Uyanır! Yeniden uyusa iyi ama, hiç uyur mu!"Hayriye, gülümseyerek başını salladı, ancak kendi işitebileceği kadar yavaş sesle de:"Yaramaz!" dedi."Bu kolu da uyuşacak!" Yere diz çöktü. Kocasının kolunu kaldırıp yanına koyacakmış gibi ellerini uzattı, ancak dokunamadı.Evlilik ne tuhaf! Kızlıkta erkek düşünmek yasak, erkek yasak. Sonra günün birinde bir erkeği getirip adamın odasına bırakıyorlar! İşte bu oda onun kızlık odası. Kanapenin üstünde bir de erkek uyuyor, herkes de biliyor! Bu odanın nesi değişmiş? Yalnız şu perdenin arkasında, eskiden bir yatak vardı, şimdi iki!Başka? Hiç. Ya bu adam kim?Kafasının içini sevinçli bir duman bürüdü. Diz üstü, parmakları birbirine kilitlenmiş, elleri kucağında düşmüş, öyle kaldı."Kanapenin kenarında başı acıyacak, ne yapmalı?" Bakındı, gözleriyle orada bir yastık aradı. Yatakta var. Yataklarını örten perdeyi açarken içinde tatlı bir utangaçlık duydu. Sanki kendilerini orada görecekti. Elini uzatıp yastıklardan birini çekti. Bu yastıklar büyük, hem de kalın. "Daha ince bir yüz yastığı olsa!" Annesinin yeni yaptırdığı yastıkları hatırladı. Yavaşça çıkıp orta salonu, merdiven aralığını geçti, annesinin odasına girip yastıkları aradı. Yok. Sormak için aşağı indi. Büyük Hanım, camekânın önünde, koltuğunun üstünde uyuyordu. Hayriye yavaşça:— Anne! diye seslendi.— Anne!— Ne var?— Sizin yeni yüz yastıklarınız nerede?— Nasıl yastık?— Hani, Kevser’in yeni yaptıkları.— Köşedeki odaya bak. Ne yapacaksın?Hayriye, köşedeki odaya doğru giderken:— Lazım, dedi.— Lazım olduğunu anladık, ne yapacaksın, söylesene!— Kanapenin üstünde uyumuş, başının altına koyacağım.— Kim uyumuş?Hayriye karşılık vermedi. Odaya girdi. Biraz sonra odadan çıkarak:— Yok orada, dedi.— Kim uyumuş, söylesene, baban mı?— Canım, babamın benim odamda ne işi var?— E kim? Kocan mı?— Canım, kim olur anne! ... Yastığı babamın odasına götürmüş olmasınlar?— Kevser’e sor! Senin yastığın yok mu?— Benim yastıklarım hem kalın hem büyük.Büyük Hanım kızdı. Hayriye’nin arkasından söylendi:— Yediği naneye bak! Hanımın kocası uyanmasın diye gelip beni uyandırıyor. Kocan uyanırsa benim çok umurumdadır! Şımart bakalım, sonra çok karşılığını görürsün! Hiçbir şey bilmiyorsan babana bak! Benim ona yaptıklarımın acaba yüzde birini bana yaptı mı? Burada ölsem başını çevirip bakmaz.Hayriye dinlemedi bile. Kevser’den yastığın birini alıp odasına çıktı. Kocası uyuyordu. Yeniden kanapenin önüne diz çöktü."Elimle başını kaldırıp yastığı koysam!" diye düşünüyordu. "Ya uyanırsa!" Onu uyandırmadan başını nasıl kaldırıp bu yastığı nasıl koyacağını bilemedi.Kocasının şimdi alnında, boynunda artan tere bakarken, sanki biraz ateşi varmış gibi gördü. "Hiç böyle yattığı yoktu," diye düşündü. Elini onun alnına koymak istedi. Sonra uyanır diye korktu."Neden hasta olsun, uyuyor."Bir kere böyle bir koca bulduktan sonra onu kendi odasında, kendinin olmuş gördükten, onu sevdikten sonra —onu kim görse beğeniyor— kaybetmek... Ondan sonra gene yaşamak var mı?Kocası kımıldandı. Hayriye'nin gözyaşları gözlerini bulandırmış iken kurudu. Başının içindeki duman silindi. Kocası da gözlerini açtı. İlkin anlamayarak karısına baktı. Hayriye kızararak, gülümseyerek:— Uyuyordun, dedi. Boynun ağrıyacak. Hasta değilsin ya? İstersen bak, yastık getirdim. Gene uyu!Delikanlı biraz doğrulup, karısının elinden tuttu, çekip kanapeye oturttu:— Yok, dedi. Sen buraya otur, ben dizine başımı koyup uyuyayım.Hayriye kanapenin ucuna oturdu, o da başını koydu. Ancak, hayatlarının o çağında idiler ki biri ötekinin dizine başını koyduktan sonra uyumak olmazdı!

Uygulamada oku

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/genclik

Yazar

Memduh Şevket Esendal
Memduh Şevket EsendalYazar · 4 eser · distory.co/yazar/memduhsevketesendal
Sayfası

Benzer öyküler

Dram / Duygusal

Keşfedebileceğin yazarlar

Gençlik kapağı
GençlikMemduh Şevket Esendal · 9 dk
Uygulamada dinle

Telefonunla tarat

Telefonda uygulama yüklüyse doğrudan açılır; değilse mağazaya gider.

distory.co/oyku/genclik