Tanıtım
Konstantiniyye’de Akşam Olurken, kuşaklar boyu Zeyrek’e kök salmış bir ailenin son halkası Kadir’in gözünden İstanbul’u anlatır. Kutsal olanla tüketim kültürü, hatıralarla turistik vitrinler çarpışır; “güzel” ve “kötü” arasında sallanan şehirde aidiyet duygusu sorgulanır.
Öykünün başlangıcı
Ve Mesih’in miladından bin dokuz yüz doksan üç sene sonra Veysel karısını bildi ve karısı bir bebek yüklendi. Ve Mesih’in miladından bin dokuz yüz doksan dört sene sonra kadın İstanbul şehrinin Haseki semtinde çocuğu doğurdu ve Veysel çocuğu kucağına aldı ve “Güzel.” dedi ve kalbi sevindi ve “Çocuğun adı Kadir olsun.” dedi ve çocuğun adı Kadir oldu.Rab Tanrı Kadir’i yarattı ve Kadir’in babası Veysel’dir ve Süleymaniye doğumevinde doğdu ve hâlâ hayattadır. Ve Veysel’in babasının adı Fereç’tir ve babasının Zeyrek’teki evinde doğdu ve yeryüzündeki günleri altmış beş seneydi ve aynı evde öldü. Ve Fereç’in babasının adı Abdullah’tır ve babasının Zeyrek’teki evinde doğdu ve yeryüzündeki günleri elli sekiz seneydi ve aynı evde öldü. Ve Abdullah’ın babasının adı İsmail’dir ve babasının Zeyrek’teki evinde doğdu ve yeryüzündeki günleri otuz iki seneydi ve Gümüşsuyu’nda İngiliz yüzbaşısını selamlamayı reddettiği için boğazından vuruldu ve öldü. Kadir’in ecdadı ve soyu budur.Ve Mesih’in miladından iki bin on dokuz sene sonra Kabataş tramvayı Laleli’de durdu ve Kadir indi ve karısı yanındaydı. Ve bahardı ve kadının elini tuttu ve “Güzel.” dedi ve kalbi sevindi ve yürüdüler. Ve Divanyolu’nda yürüdüler ve Kadir ve karısı kubbelere ve minarelere ve türbelere ve hazirelere ve medreselere ve çeşmelere ve hamamlara ve imaretlere ve kütüphanelere ve sebillere ve sıbyan mekteplerine baktılar ve “Güzel.” dediler ve kalpleri sevindi. Ve Sultanahmet Camii’nin bir minaresi yarımdı. Ve Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ne girdiler ve içeride nargile içiliyordu ve kadın nargile sevmiyordu ve çıktılar. Ve Sinan Paşa Medresesi’ne girmeye çalıştılar ve artık bir vakfa aitti ve kapıları kapalıydı. Ve Köprülü Kütüphanesi’ne girmeye çalıştılar ve kapısı demirdi ve kapalıydı. Ve Hürrem Sultan Hamamı’na girdiler ve Kadir “Burada yıkandığını düşün.” dedi ve kadın güldü ve “Güzel.” dedi ve kalpleri sevindi. Ve içeride çay satılıyordu ve çay dört somun ekmek parasınaydı ve Kadir ve karısı “Pahalı.” dediler ve çıktılar. Ve Ayasofya’ya girmeye çalıştılar ve Ayasofya’ya giriş kırk somun ekmek parasınaydı ve Kadir ve karısı “Pahalı.” dediler. Ve Sokollu Mehmet Paşa Camii’nin avlusuna girdiler ve haziresini gördüler ve Kadir ve karısı “Güzel.” dediler ve kalpleri sevindi. Ve hazireye girip Fatiha okumak istediler çünkü şöyle yazılmıştır: “Ve ecdadının kabirlerini gördüğünde hürmetle yaklaşacaksın ve toprağı kuruysa sulayacaksın ve çapalayacaksın ve avuçlarını açıp Fatiha okuyacaksın çünkü ecdadının yattığı toprak mukaddestir ve mayan odur ve sen ecdadının yattığı topraktan geldin.”Ve mezar taşlarında eski harfler yazılıydı ve okuması olmayan bir adam geldi. Ayağında sarı ve plastik çizmeler vardı ve çizmeler çamurluydu ve “Giremezsiniz.” ve “Yasak.” dedi ve Kadir ve karısı “Kötü.” dediler ve kalpleri daraldı. Ve sonra Soğukçeşme sokağına girdiler ve konaklar vardı ve Kadir ve karısı “Güzel.” dediler ve kalpleri sevindi ve konaklara girmeye çalıştılar ve otellerdi ve Kadir ve karısı “Kötü.” dediler ve kalpleri daraldı. Ve Cafer Ağa Medresesi’ne girdiler ve içeride incik boncuk satılıyordu ve kadın “Güzel.” dedi ve kalbi sevindi ve Kadir “Kötü.” dedi ve kalbi daraldı. Ve Zeynep Sultan Camii’nin sebiline gittiler ve sebil artık büfeydi ve artık büfe olan sebilden sigara aldılar. Ve sebilin kitabesi vardı ve üstünde eski harfli yazılar yazıyordu ve Kadir okudu ve “Güzel.” dedi ve kalbi sevindi. Ve karısına “Oku.” dedi ve kadın “Ben okuma bilmem.” dedi ve “Kötü.” dediler ve kalpleri daraldı. Ve Hoca Paşa Hamamı’na geldiler ve kapısı kapalıydı ve üstünde afiş vardı ve geceleri içeride kadın oynatılıyor ve sema yapılıyordu ve Türk gecesiydi ve gösteriydi ve çok somun ekmek parasıydı. Ve Kadir ve karısı “Kötü.” dediler ve kalpleri daraldı. Ve otellerin ve büfelerin ve lokantaların yanından geçip Eminönü’ne geldiler. Ve deniz vardı ve insanlar balık ekmek yiyordu ve her taraftan kuş cıvıltıları geliyordu ve kuş cıvıltıları çoktu. Ve Kadir ve karısı kuş cıvıltılarını duyunca “Güzel.” dediler ve kalpleri sevindi ve gözlerini kapadılar çünkü mutluydular ve çünkü şöyle yazılmıştır: “Ve mutlu olduğunda susacak ve gözlerini kapayacaksın ve mutluluğuna dört elle sarılacaksın çünkü mutluluk mukaddestir ve senindir ve kısa ömürlüdür ve hemen biter.”Ve sigara izmaritlerini yere attılar ve gideceklerdi. Ve deniz vardı ve denizin yanında pek çok adam vardı ve kuş cıvıltılarının adamlardan geldiğini gördüler. Adamların ağzında düdükler vardı ve kuş sesi çıkarıyordu ve düdükler bir somun ekmek parasıydı ve Kadir ve karısı “Kötü.” dediler ve kalpleri daraldı.Ve şehirden çıkmaya ve evlerine gitmeye karar verdiler ve yeraltındaki çarşıya girdiler. Ve yeraltındaki çarşıda çeşit çeşit insan türlü türlü mal satardı ve her renk ve her koku vardı. Kadir kadının elini tuttu ve atik eşyalara baktılar ve “Güzel.” dediler ve kalpleri sevindi. Ve bir anda çok yüksek bir ses duyuldu ve ne olduğunu anlamadılar ve bir adamın ejderhası kükremiş ve ağzından alevler saçmıştı ve herkes parçalanmıştı ve parçalanmayanlar kara dumanların arasında öksürüyordu. Ve gözler görmez ve kulaklar işitmez ve eller tutmaz olmuştu ve kadın kendine geldi ve Kadir’in parçalarının üstünde olduğunu fark etti ve parçaları çekti ve kalktı. Ve ağlamaya başladı ve “Kötü.” dedi ve “Kötü.” dedi ve “Kötü.” dedi ve bin kez kalbi daraldı. Ve gözler görür ve kulaklar işitir ve eller tutar olmuştu ve herkes canının derdine düşmüştü ve yerin altında çığlıklar ve annesini arayan çocuklar ve karısını arayan adamlar ve evladını arayan babalar ve yerin üstünde siren sesleri vardı. Ve Kadir yetmiş iki buçuk parçaydı ve yeryüzündeki günleri yirmi beş seneydi ve öldü. Kadir’in ömrü ve ölümü budur.
Yazar
Benzer öyküler
Dram / Duygusal